Bazen kendimizi yabancı bir kendilik gibi hissederiz. Hayata karşı oluşturmuş olduğumuz sahte bir maske ile iç dünyamızın ve özümüzde olan varlığın tam aksi bir görüntü davranış biçimleri sergileriz. Yani kişinin gerçekte olduğu insanı gizlediği ve etrafında olan insanların beklentilerine uygun olarak yaşamaya çalıştığı, maske bir kendilik... Bu sahte kendilik kişiyi yüzeyde dış dünyaya karşı mücadeleci ve iyi gösterse dahi kişi içten içe o sahteliği ve boşluğu hissedip tatminsiz bir yaşam içerisinde kendini bulacaktır. Oysa kişi temel isteklerini, hakiki duygularını bilip bu örüntüde davranışlar sergilediği zaman içerisindeki o gerçek kendilik baş göstermeye başlayacak ve dış dünyaya karşı çizmiş olduğu sahte kendiliği terk etmeye başlayacaktır. Ancak kişinin çok derinlerde eski yaşantılarında öğrenmiş olduğu bu sahte kendilik kolayca yerini gerçek kendiliğe bırakmayacaktır. Masterson’un bahsettiği bu gerçek kendiliğin filizlenmesi, çiçek açması durumu kişinin ciddi bir iç görü, farkındalık ve gerçekliği nesnel bir şekilde algılamaya başlamasıyla beraber olacaktır. Çünkü çocukluk döneminde bakım verenler tarafından çocuk onaylanmazsa ‘terk edilme’ ya da reddedilme korkularından kaynaklı bu sahte kendiliğini bir kalkan olarak inşa etmeye başlayacaktır.
Sonuç olarak yukarıda bahsedilen terk depresyonu durumu kişinin gerçek kendiliği yerine sahte bir kendiliği tercih etmesi neticesinde oluşacaktır. Kişilerin özünde hayatla ve çevresindeki insanlarla kuracağı samimi içten bir ilişki anlık hazlardan uzak huzurlu bir ömür geçirmenin kapılarını aralayacaktır.
Not: Burada yazılanlar herhangi bir tanı ve teşhis içermez. Bursa Kl.Psk. Tarık H. GÜNGÖR bu yazıları bilgilendirme amaçlı hazırlamıştır. İç dünyanıza giden bu yolculuğu daha profesyonel bir şekilde ele almak için iletişim sekmesinden ulaşabilirsiniz.